027XXXXXX


VAHSI YASAM
CANLILAR VE BIYOLOJIK ÇESITLILIK BAKIMINDAN ANADOLU’NUN TARIHI ÖNEMI

 

Çok iyi bilindigi üzere dünya son 1,8 milyon yilda üzerindeki canlilari çok büyük ölçüde etkileyen dört buzul çagi yasadi, kuzeydeki olumsuz kosullardan kaçarak daha sonra çok elverisli yasam kosullari sunan Iber yarimadasi, Güneydogu Asya ve Anadolu’ya sikisip kalmislardir.. Bu türlerin bazilari buzul çaglari arasindaki dönemlerde kuzeye dönerken digerleri bulunduklari ortama uyum saglayacak sekilde evrimlestiler. Digerleri Anadolu'da çesitli yasam alanlarinda kaldilar ve daha ileri farklilasmalara ugradilar. Gerçekte kuzey menseli olan bazi bitki ve hayvan türleri simdi Anadolu'da bulunmaktadir. Buzul çaglari arasinda Anadolu güney ve dogu menseli türler için bir habitat oldu. Bu nedenlerden dolayi, Anadolu kuzey, dogu ve güneyden gelen türler için bir habitat olmus ve olmaya devam etmektedir. Bu nedenle Avrupa, Bati Asya ve Afrika’nin bazi bölgelerinin flora ve faunasinin anlasilmasi ve analizinde çok önemlidir. Avrupa ve Asya florasi ve faunasinin incelenmesinde canlilarin büyük çesitlilik gösterdigi Anadolu tarafindan sunulan biyolojik çesitlilik dikkate alinmadigi takdirde yapilan çalismalarin eksik olacagini iddia edebiliriz. Ilaveten, birçok tarih dönemleri boyunca Anadolu Avrupa, Asya ve Afrika kitalari arasinda bir geçis yolu olmustur. Birçok flora ve fauna cografi dagilimlarini bu geçis yoluna borçludur. Bu nedenle Anadolu zoo-cografik gelismelerin analizinde önem kazanmaktadir. Anadolu yarimadasinin topografyasi çok kisa mesafelerde ekolojik faktörler degistiginden önemli bir çesitlilik göstermektedir. Bu nedenle, canlilar evrimlesmis ve zengin bir çesitlilige sahip olmus ve türler, alt türlerin zenginlesmesine neden olmustur. Bu türlerden ve alt türlerden birçogunun insanlik için ekonomik degerleri ispatlanmis ve bazilari hiç süphesiz gelecekte kullanilacaktir.

 

 


ANADOLU NEDEN BIR KITA OLARAK NITELENDIRILEBILIR?


779.000 kilometre kare alana sahip olan Avrupa ve Asya arasindaki bu arazi parçasi üç kita arasinda bir köprü olarak hizmet eder ve etrafi farkli özelliklere sahip olan denizlerle çevrilmistir. Topografyasindan dolayi birçok çesit iklim bölgeleri bir arada var olmustur. Anadolu'nun alani ile orantili olarak düsünüldügünde çok sayida ve çesitli iklim bölgeleri bakimindan dünyada essiz oldugu söylenebilir.


Jeolojik çaglar sirasinda, yaklasik 300 milyon yil önce Pangea Kitasi zamaninda Anadolu'nun iklimi bugünkü tropik bölgelerin iklimine benzemekteydi. Yetmis Milyon yil önce veya ikinci dönemin sonuna dogru (Mezozoik) sub-tropik iklim hakim oldu. Su andaki iklim kosullari üçüncü dönemin ortalarinda veya günümüzden otuz milyon yil önce hakim oldu ve son birkaç yüz bin yilda güçlendi.
Günümüzün Anadolu'sunda kuzeyde özellikle Karadeniz dag siralarinin kuzeyinde yagisli, nemli ve iliman bir iklim vardir; Doguda soguk ve kuru kislari olan Sibirya ikliminin bir çesidi hakimdir; Güneydogu'da sicak ve kuru çöle benzer bir iklim; Iç Bölgelerde sicak ve kuru yazlar ile soguk ve karli kis mevsimi hüküm sürmekte; ve Bati ve Güneybati bölgelerinde sicak, kuru yazlar ve yagisli kislar hüküm sürmektedir.


Bu bölgeler içerisinde Yükseklik ve koruma bölgesine bagli olarak birkaç mikro-iklim bölgeleri de bulunmaktadir. Söz konusu farkliliklar çok kisa mesafelerde ortaya çikabilmektedir. Örnegin Igdir ovasinda Akdeniz'e çok yakin bir iklim varken hemen yanindaki Agri Dagi ve platosunda Sibirya iklimi benzeri bir iklim vardir.
Türkiye çok uzun zamandan beridir Pale Arktik bölgede bulunmaktadir. Bu nedenle, mevcut bio-cografi bilesimi ve yapisi Pale Arktik flora ve faunanin bir temsilcisi olarak görülebilir. Bununla birlikte, özellikle Güneydogu ve Doguda bu etki kuzeye gidildikçe azalmasina ragmen Dogu ve Etyopik (Afrika) unsurlarinin etkileri gözlenebilmektedir.


Türkiye'nin Bozulmamis Dogasi


Son yillardaki olumsuz gelismelere ragmen, Türkiye ekolojik yapisini basarili bir sekilde koruyan ülkelerden biridir.


Dünyanin diger bölgelerinde özel önlemler ile suni olarak korunabilen birçok tür halen Anadolu'nun birçok yerinde dogal habitatlarinin güzelligi içerisinde görülebilir.
Türk Hükümetleri Anadolu'daki bu dogal ekolojinin korunmasinin ve birçok türün kendi dogal habitatlarinda dogal ortamlarinin korunmasinin önemini kavramistir. Artan bir hassasiyetle devlet organlari ve kurumlarinda ve kamu oyu seviyesinde çevre koruma bilincini kazandirmaya çalismislardir. Yüzyilin sonu itibariyle, Türkiye'nin çok iyi bildigimiz geyik, kurt, vasak, ayi, gazel, leopar ve birçok kus ve sürüngenlerinin dogal habitatlarinda görülebilecegi tek kuzey ülkesi olacagini söylemek mümkündür. Tamamen dogal ormanlar ve diger bitki örtüsü Türkiye'de essiz örnekler olarak kalmaya devam edebilecektir.


Türkiye'nin üç tarafi denizlerle çevirilidir. Kuzeyde deniz yasami için çok zengin bir ortama sahip olan Karadeniz maalesef kismen az gelismis kiyi ülkelerinden gelen ancak özellikle orta Avrupa'da ortaya çikan sanayi atiklarinin Karadeniz’e dökülen Tuna nehri vasitasiyla kirletmesi yüzünden hizli bir gerileme dönemine girmistir. Bu güzel iç denizi dogrudan veya dolayli olarak kirleten bütün ülkelerin tarihi görevi gecikmeden kirliligi durdurmak ve tersine çevirmek olmalidir.
 

 

 

 

 

 

 

 

Know ilk




Acenta Girisi